Yükleniyor

Karpuz
(Citrullus lanatus [Thunb.] Matsum. & Nakai)

Karpuz (Citrullus lanatus [Thunb.] Matsum. & Nakai), kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasına dâhil, tek yıllık sürünücü bitkidir. Bitkinin olgun meyvelerinin etli kısmı (endokarp), sarıdan kırmızıya değişen renklerde olabilir ve çok sayıda siyah renkli çekirdek taşır.

Kökeni, Afrika’nın Kalahari Çölü olan karpuz bitkisinin çok sayıda kultivarı, tüm dünyada yetiştirilmektedir. Bitkinin 50’den fazla varyetesi ile çeşitli renk, şekil ve boyutlarda 1200 kultivarı bulunmaktadır. Dünyanın en fazla karpuz üreten ülkesi Çin'dir; onu İspanya takip eder. Türkiye, İran, ABD, başlıca üretici ülkeler arasında yer alır.

Afrika mutfağında sebze olarak kabul edilen karpuz meyvesinin, her kısmından; kabuğundan, etli kısmından ve tohumlarından yararlanılır.

Karpuz tohumları, çiğ halde kavrularak tüketilir ve çorbalara-yemeklere katılır. Çekirdeklerinin öğütülmesiyle elde edilen unu, ekmek, bisküvi, kek gibi fırın ürünlerinin hazırlanmasında kullanılır. Çekirdeğinden elde edilen yağı, Batı Afrika mutfağında, yemeklik yağ olarak yer alır.

Karpuzun etli kısmı, çiğ olarak yendiği gibi, suyu da tüketilir ve şarabı yapılır. Etli kısmından, geleneksel olarak idrar söktürücü, dokuları nemlendirici, yangıları giderici, vücudu temizleyici ve zararlı maddelerden arındırıcı özellikleri sebebiyle yararlanılır. Eski Mısırlılar karpuzu, penis sertleşmesi ve prostat büyümesini tedavi amacıyla da kullanmıştır.

Karpuz, geleneksel Çin tıbbında (TCM) "xi gua" adıyla yer alır. Yaygın bilinen idrar söktürücü, vücudu yumuşatıcı ve nemlendirici etkilerinin yanısıra; şeker hastalığı ve alkol zehirlenmesine karşı da yararlı olduğu kabul edilir. Karpuz suyunun, susamak, kabızlık, dehidrasyon gibi kuru durumlar ile yaz ateşi (summer fevers), güneş yanığı, kanser yaraları gibi sıcak durumların iyileştirilmesi amacıyla kullanımı vardır. Ayrıca, yangıları giderici rolü de bilinmektedir.

Serinletici özelliğinden dolayı, huzursuzluk, asabiyet ve sıkıntıyı önlediği söylenir. Bu etkisinin, bol miktarda içerdiği potasyum ve B vitaminlerinden kaynaklandığı kabul edilir. Karpuz çekirdeğinin, barsak parazitlerinin felç edilerek atılmasında etkili olduğu bildirilmiştir. Tohumları, yumuşatıcı ve iyileştirici özelliklerinden dolayı, idrar yolları enfeksiyonları ve yatak ıslatma problemine karşı da kullanılır.

Karpuzun yüzde 92’si sudan ibarettir ve yüzde 6 oranında bulunan şeker içeriği oldukça düşüktür. B1 vitamini (tiyamin), B6 vitamini (pantotenik asit), biotin, diyet lif ile magnezyum ve potasyum elektrolitlerince zengindir. Ayrıca, C vitamini ile beta-karoten ve likopen gibi karotenoitlerce de zengin olduğundan, diyet uygulamasında iyi bir antioksidandır.

Karpuz çekirdeği, yüzde 30-40 protein ve yüzde 45 oranında yenebilen yağ içerir. Bu yağ, 'linoleik asit', 'oleik asit', 'palmitik asit' ve 'stearik asit' açısından zengindir. Bu nedenle içeriği, kabak çekirdeği yağı ile benzerlik gösterir.

Karpuz suyunda bulunan sitrullin (citrulline), esansiyel olmayan amino asittir. Familyanın diğer cins ve türlerinde de bulunmakla birlikte, özellikle sarı etli karpuz, en zengin sitrullin kaynağıdır. 100 g karpuzda, 160 mg sitrullin bulunur. Bu madde, güçlü bir radikal süpürücüdür. Üre siklusunda rol alan sitrullin, kanda bulunan azot ve diğer toksik bileşiklerin uzaklaştırılıp, idrarla atılmasında etkili olur. Aynı zamanda sitrullin, 'arginin' adlı amino asitin prekürsoru (sentez ön maddesi)'dur.

Arginin, vücut sisteminde işlevsel olan çok sayıda mekanizmada rol oynadığından; 'sitrullin', son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda daha fazla yer almaktadır. Sitrullin metabolizmasında görülen aksaklıklar, böbrek yetmezliğine yol açar. Sitrullin maddesinin yüzde 83’ü, böbreklerde arginin'e dönüşür. Arginin, vücudun protein yapmak, adale geliştirmek, yağ oranını azaltmak, insulin hassasiyetini artırmak, yaraları iyileştirmek, bağışıklık sistemini uyarmak gibi işlevler için kullandığı bir amino asittir.

Arginin, vücutta nitrik oksit (NO) oluşumuna yol açan bir prekürsordur. Nitrik oksit, güçlü damar genişletici etkisiyle kalp-damar sisteminin sağlığı için önemlidir. Aynı zamanda, kan basıncını düşürür; iskelet adalelerinde adale kontraktilitesini artırır; adalede kan akışını, peripheral vazodilasyonu ve glikoz alımını hızlandırır. Arginin tüketimiyle oluşan vazodilasyon, kalp-damar hastalıkları, penis sertleşmemesi, başağrıları sorunlarının çözümünü olumlu yönde etkiler.

Genelde, 500 ml karpuz suyu veya 6 g kadar 'L-sitrullin' tozu alan atletlerin, daha iyi performans gösterdiği gözlemlenmiştir. Sitrullin’in, yorgunluğa neden olan laktik asitin vücuttan atılmasını hızlandırdığı, potasyum ve magnezyum gibi mineraller sayesinde, vücudun elektrolit dengesinin korunduğu gösterilmiştir.

Kırmızı etli karpuz, biyoyararlanımı (bioavailability) en yüksek düzeyde olan besinsel (dietary) likopen kaynağıdır. Yağda çözünen ve karaciğer, böbreküstü bezi, prostat ile yağ dokusunda biriken likopen; domates, karpuz, papaya ve pembe greyfurta kırmızı rengini veren provitamin A (beta-karoten) ve E vitamini (alfa-tokoferol)’nden daha güçlü antioksidan maddedir.

Karpuz suyu tüketiminin, kandaki beta-karoten ve likopen seviyelerini artırdığı gösterilmiştir. Likopenin oksidatif olmayan mekanizmalarının, hücrelerarası geçit iletişimini (gap-junction communication) ve gen fonksiyonunu regüle ettiği; karaciğerde sitokrom P450’yi modüle ettiği; faz II ilaç metabolizmasını geliştirdiği; istenmeyen bazı maddelerin (örneğin bazı karsinojenler gibi) vücuttan atılmasını sağladığı bildirilmiştir.

Likopen, 'glutatyon peroksidaz' ve 'superoksit dismutaz' gibi antioksidan enzimleri fonksiyonel hale getirir ve lipit peroksidasyonu önler. Bu şekilde, oksidatif stresin yol açtığı damar sertliği (ateroskleroz)'ni engeller. Karotenoitlerce zengin gıdaların, cilt sağlığı üzerinde de olumlu etkileri olduğu rapor edilmiştir.

Karpuz tüketimi sonucunda, potasyum alımının ve lipit-düşüren fitonutrientlerin arttığı; bu şekilde diyabette rol alan glisemik kontrol, kilo kontrolü ve dolaşım sorunlarının giderilmesinde yararlı olduğu gösterilmiştir. Likopen, insulin hassasiyetini ve glikoz metabolizmasını düzenler.

Karpuzun kan basıncını düşürme etkisinin, içeriğindeki 'sitrullin' maddesinden kaynaklandığı bilinmektedir. Likopen’in antioksidan özelliği ile prostat, akciğer, mide ve kolorektal kanser risklerini azalttığı gösterilmiştir. Likopen’in interlökinler, NO ve tümör nekroz faktörü alfa gibi, yangıya yol açan maddelerin üretimini engelleyerek, yangı (enflamasyon)'yı engellediği bilinmektedir. Likopen açısından zengin diyetle beslenen erkeklerde, yüzde 25 oranında daha az prostat kanserine rastlandığı, diğer kanserlere olan riskin de yüzde 44 oranında azaldığı bildirilmiştir. Düzenli şeklide karpuz tüketen kadınlarda ise rahim ağzı kanseri (cervical cancer) riskinin 5 misli azaldığı gösterilmiştir.

Not: Bu yazının hazırlanmasında, şu makaleden yararlanılmıştır:

J. Perez, "Food as medicine update. Watermellon (Citrullus lanatus, Cucurbitaceae)", HerbalEGram 16 [7] 2015.


K. Hüsnü Can Başer
Prof. Dr; Yakın Doğu Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi

Bu yazıda belirtilen ifadeler, sadece bilgilendirme amaçlıdır;
tavsiye niteliği taşımaz.
Hastalıkta tedavinin, mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerektiği unutulmamalıdır!..