Sakallı Sığırkuyruğu
(Verbascum heterobarbatum Hub.- Mor.)
"Türkiye florası, ülkenin coğrafi yapısı ve farklı iklim özellikleri sebebiyle zengin biyoçeşitliliğe sahiptir. Ülkemizdeki bu zengin biyoçeşitliliğin, güncel bilgilerle sayısal dökümüne göre; yeni yayınlanmış olanlarla birlikte, yaklaşık 10600 tür vardır. Bu sayıya alttür ve varyeteler de dâhil edildiğinde, 12400 tür ve türaltı takson düzeyinde bitki çeşitliliğinin varlığı belirlenir. Bu bitki çeşitliliğinde, 4220 takson endemiktir ve endemizm oranı % 34 civarındadır. Bu zengin biyoçeşitlilik ortamında yer alan, sığırkuyruğu (Verbascum sp.) cinsine ait türlerin gen merkezi Anadolu’dur. Sığırkuyruğu cinsi, Türkiye'de yaklaşık 250 türle temsil edilir ve türlerin % 77’si endemiktir."
Sığırkuyruğu türlerinin çoğu, iki yıllıktır. Yaprakları rozet biçiminde, çiçekleri sarı renklidir. Birinci yılda, rozet benzeri yaprakları oluşur; ikinci yılda da çiçeklenme başlar. Çok yıllık çalımsı formda olanların yanı sıra, bir yıllık olanlar da vardır. Dış görünümleri çoğunlukla birbirine benzer. Bitkinin benzer türleri, birbiriyle kolayca melezlenir. Önemli ayırt edici özellikleri, çiçek yapılarında görülür.
Sığırkuyruğu türlerinin çiçeklerinde, uçucu yağ, müsilaj ve flavon glikozitleri bulunur. Yaprakları, saponinler, müsilaj, rezin ve acı maddeler taşır. İnfusyon halinde (% 2) terletici, balgam söktürücü, göğüs yumuşatıcı, idrar artırıcı ve kabızlığa çözüm olarak kullanılır.
Sakallı sığırkuyruğu (Verbascum heterobarbatum Hub.-Mor.); yaklaşık 1,5 m boylanabilen, sık dallanma gösteren, gövde ve yaprakları çatallı tüylerle kaplı, çiçekleri sarı renkli, iki yıllık bir türdür. Başlıca ayırt edici özelliği, 5-ercikli çiçekleridir. Erciklerden üçünün başçıkları böbreksi biçimde, sapları yoğun beyaz tüylüdür. Diğer ikisinin başçığı terliksi biçimde, sapları bir çizgi üzerinde dizilmiş halde ve mor renkli ya da mor-beyaz karışık tüylüdür.
Genellikle yol kenarlarında, bakımsız molozlu alanlarda yetişen ve haziran-temmuz aylarında çiçeklenen, kurakçıl bozkır bitkisidir. Bitki, Ankara’nın Beynam ormanı ve Gölbaşı, Kalecik, Balâ ilçelerinden kaydedilmiştir. Bilinen en iyi popülasyonu, Balâ ilçesindeki Köseli köyünde görülür. Kalecik ilçesindeki Gölköy’de, tespit edilen birkaç birey tarla kenarına sıkışmış haldedir.
Beynam'da bulunan bireyleri, kalıntı karaçam ormanlarının çevresinde yer alan serpantinli yamaçlarda gözlenir. Ormanın kuzey kesiminde bulunan serpantin taşlı, çakıllı, molozlu alandan kaydedilen iki birey, yoğun baskı altındadır. Ormanın doğusunda bulunan segetal alandan alınmış bir kayıt daha vardır. Karaali sapağındaki moloz yığıntısı üzerinde gözlenen, 1,5 m boyundaki sağlıklı birey ise yakın zamanda yok olmuştur. Zaten bu alan, bahçe ve tarla kenarlarında, kullanıma açık bir yerdir. Sonuç olarak güncel bilgilerimize göre, Beynam ormanları çevresinde, yok olmaya yakın, cılız, iki birey kalmıştır.
Gölbaşı ilçesinde, 2007 ve 2013 yıllarında, sadece bir noktada gözlemlenebilmiştir. Bu nokta, evlerin arasındaki boş alana sıkışmış haldedir. Şehirleşmeden dolayı popülasyonun önemli ölçüde azaldığı bölgede, 2013 yılında, yaklaşık 15-20 birey tespit edilmişti. Günümüzde ise belki yakın çevrede birkaç birey kalmış olabilir. Sonuç olarak gelinen aşamada, bu alanda hiçbir bireyin kalmadığı kabul edilmektedir. Çevrede gözlenen, çiçekleri daha küçük olan ve ercik saplarında mor tüyler bulunmayan bazı bireylerin ise hibrit olduğu tahmin edilmektedir.
Kalecik ilçesinin Gölköy girişinde, 2016 yılında, yol ve tarla kenarlarında dar bir şerit halinde uzanan popülasyonda, yaklaşık 25-30 birey sayılmıştır. Aynı yerde, 2020 yılında yapılan incelemede ise beş bireyden daha az kaldığı belirlendi. Bu arada, tarla kenarında uzanan dar alan da tarlaya dâhil edilmişti.
Balâ ilçesinde, popülasyonun en zengin kesimi Köseli köyünde bulunur. Köseli’deki alanda, 2020 yılında, yaklaşık 50-60 sağlıklı ve verimli birey sayıldı. Köyün kenarında, iç kısımlara kadar sokularak evler arasında kalan ve her zaman kullanıma açık olan bu alan, köyün ortasından geçen yol ile ikiye bölünmüş durumdadır. Tür, yol kenarlarında ve terk edilmiş molozlu kesimlerde dağılım gösterir. Alanın köyün gelişimine bağlı olarak kullanıma açılma olasılığı vardır. Köyde, türün köy için önemi ve bitkinin neden korunması gerektiğine ilişkin açıklayıcı bilgilendirme henüz yapılmadı. Bu nedenle, konunun vurgulandığı eğitim çalışmalarının yapılmasına ihtiyaç vardır.
Bitkinin varlığını sürdürme amacıyla gurbette koruma çalışmaları (ex situ) devam etmektedir. Türün tohumları, Ankara’daki Türkiye Tohum ve Gen Bankası'na aktarılmıştır. Ayrıca, Milli Botanik Bahçesi'nde çalışan ve doktorasına devam eden Mine Ertem tarafından, türün bahçede yetiştirilmesi ve biyoteknolojik yöntemlerle çoğaltılması çalışmaları da sürdürülmektedir. Bu yöntemle elde edilecek bireylerin, doğal yetişme ortamlarına aktarılması sağlanacaktır.
Yol kenarlarında sıkça rastlanan sığırkuyruğu (Verbascum sp.) türlerinde, popülasyon dalgalanmaları genellikle yüksektir. Sakallı sığırkuyruğu türü ile ilgili gözlemlerde, türdeki popülasyon azalmasının, %80’in üzerinde olduğu belirlenmiştir. Bitkinin varlığı ile ilgili sayısal veriler aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
- Dağılım alanının büyüklüğü: yaklaşık 860 km².
- Örtüş alanının büyüklüğü: yaklaşık 16 km².
- Popülasyon büyüklüğü: 150 verimli bireyden az.
- Lokasyon (bulunma yeri) sayısı: 4.
Sakallı sığırkuyruğu, dağılış alanı büyüklüğü (EOO) ile yaşam alanı büyüklüğü (AOO) ve lokasyon sayısı verilerine göre; "TEHLİKEDE" (EN) tehdit sınıfına dâhil edilmesi düşünülen bir türdür. Ancak popülasyondaki şiddetli azalma ve 150 bireyin altında bulunması, "VAHİM" (CR) tehdit sınıfına ait olmasını işaret etmektedir. Verilere göre, "IUCN" ölçütleri formülü: A1 a, c + B1 a, b (i, ii, iii) + C1 + C2 a (ii).
Bitkinin yaşam alanlarının kullanıma açık olması ve şiddetli baskı altında bulunması; popülasyonunun küçüklüğü ve bugüne kadar doğal popülasyonları için de herhangi bir koruma önlemi alınmamış olması tehdit kategorisinin güncellenmesini gerektirmektedir. Burada belirtilen sebepler gözönüne alınarak; sakallı sığırkuyruğu (Verbascum heterobarbatum) türünün yer alması gereken tehdit sınıfı veya "IUCN" kırmızı liste kategorisi, "VAHİM" (CR) olarak belirlenmelidir.
Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ANK Herbaryumu Uzmanı
Kaynaklar
Baytop, T. (1999). Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi. Nobel Tıp Kitapevleri, İstanbul.
Davis P.H. (1965-1985). Flora of Turkey and the East Aegean Islands. vols. 1-9, Edinburgh at the University Press.
Davis P.H., Mill R.R., Tan K. (1988). Flora of Turkey and the East Aegean Islands. vol. 10 (supplement), Edinburgh at the University Press.
Güner A., Özhatay N., Ekim T., Başer K.H.C. (2000). Flora of Turkey and the East Aegean Islands. vol. 11 (supplement 2), Edinburgh at the University Press.
Güner A., Aslan S., Ekim T., Vural M., Babaç M.T. (edlr.). (2012). Türkiye Bitkileri Listesi (Damarlı Bitkiler). Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi ve Flora Araştırmaları Derneği Yayını. İstanbul.
IUCN (2001). IUCN Red List Categories and Criteria: Version 3.1, IUCN Species Survival Commission. IUCN, Gland, Switzerland and Cambridge, U.K. ii + 30pp.




