"Hıdırellez", ölümsüzlük sırrına ermiş iki kutsal ismin; karada darda kalanlara yardım eden "Kutsal Hızır" ile denizde darda kalanlara yardım eden "Kutsal İlyas"ın, gönüllerde birleşmiş hâlidir. İnanışa göre "Hızır" ile "İlyas", her yıl 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece, yeryüzünde bir gül ağacının altında buluşur. Bu buluşma, bolluk-bereket-uğur-kısmet ifadeleriyle nitelenen "Hızır Günleri"nin başladığını; kış mevsiminin bittiğini, yaz mevsiminin geldiğini müjdeler.

Hıdırellez, sadece mevsim dönümü değil, aynı zamanda insanın doğayla kurduğu umut dolu bağın, en eski ve en güzel sembollerinden biridir. Hızır ile İlyas’ın buluştuğuna inanılan bu anlamlı gün, aynı zamanda Doğa'nın uyanışını sembolize eder. Bu nedenle de bu güne özgü ritüellerin ana temasını, toprak ve su ile bitkiler oluşturur.

Hıdırellez'in kökenine ilişkin rivayetler muhteliftir. Hıdırellez; Eski Mısır'dan, Mezopotamya’dan Orta Asya’ya; Anadolu’dan Balkanlar’a yayılan, geniş ve kapsamlı kültürler harmanıdır. Bu nedenle dünyanın birçok yerinde, bu inanışa dair izler bulmak mümkündür.

Kültürün Mezopotamya'daki geçmişi; Milat'tan birkaç bin yıl öncesine, Bereket Tanrısı "Tammuz-Tamuz-İştar" adına kutlanan şenliklere kadar uzanır. Yahudilikte, kutsal "Enoch-Hanok"; Hıristiyanlıkta, kutsal "Ayios Yeoryios/Aya Yorgi" kültürleriyle de ilişkilendirilir. Orta Asya Türkleri'nin İslamiyet öncesindeki kültüründe; doğanın uyanışı, "Gök Sakallı Kocalar" gibi kurtarıcı figürlerle bayram olarak kutlanırdı.

Günümüzde, Türkiye ile Kuzey Makedonya tarafından hazırlanan ve 2016 yılında UNESCO’ya sunulan, “Bahar Kutlaması Hıdırellez” adlı çok uluslu ortak dosya ile kültürün uluslararası önemi belirlendi. Bu dosya, Güney Kore’nin Jeju Adası’nda gerçekleştirilen, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması 12. Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda değerlendirildi. Böylece Hıdırellez, 2017 yılında "UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi"’ne kaydedilmiş oldu.

Hıdırellez ritüellerindeki her imge, farklı mesaj iletir. Örneğin, "Gül" ağacı; bolluğun, bereketin, estetiğin simgesidir ve duaların göğe iletildiği aracı noktayı işaret eder.

"Yeşil" renk; "Yeniden Doğuş"un ifadesidir. Arapça, "yeşil/yeşil adam" anlamına gelen "Hızır"ın; ayak bastığı her yerin yeşermesi, yaşam bulmasına dair inancı yansıtır.

"Toprak" ve "Su"; İki Kutsal'ın, Hızır ile İlyas'ın buluşması sonucunda, doğanın uyanışı ve yaşamın oluşumunu sembolize eder.

Hıdırellez'de Gerçekleştirilen Yaygın Ritüeller

Gül Ağacı
Hıdırellez'in simgesi, "Gül Ağacı"dır. Gül, bereketi ve bolluğu, güzelliği temsil eder. 5 Mayıs akşamı, dilekler bir kâğıda yazılır, çizilir; ardından gül ağacının dallarına bağlanır ya da dibine gömülür. Çoğu zaman, bereketi artsın ve bolluk gelsin diye, kâğıdın içine madeni para da konur. 6 Mayıs sabahı erkenden kalkılır, gül dibinde konan dilek kâğıdı alınır ve dere, deniz gibi akan suya bırakılır.

Bahar Çiçekleri ve Şifalı Otlar
Doğanın tazeliğiyle gelen şifaya inanılır. Doğadan toplanan çeşitli kır çiçekleri ve otlar, bir kabın içindeki suya konur. Bu suyla el yüz yıkanır veya banyo yapılır. Bu ritüelin, cildi güzelleştirdiğine, vücudu hastalıklardan arındırdığına inanılır. Evlerde kapılara pencerelere, taze asma dalları, yeşil bitkiler asılır. O eve yıl boyunca darlık girmeyeceğine, her yerin yeşereceğine inanılır.

Toprak ve Çim
Hıdırellez gününün, toprağın uyandığı zamana denk geldiği kabul edilir. Bu özel günde, çimlerin üzerinde yalın ayak yürünür. Böylece, doğanın gücünün içselleştirildiğine ve vücuttaki olumsuz enerjinin toprağa atıldığına inanılır.

Ot Toplama
Bazı yörelerde, yedi çeşit ot toplanır ve bu otlar, bereket getirmesi için kilere, mutfağa, cüzdana konur.

Süt ve Yoğurt
Hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde, doğanın uyanışı süt üzerinden kutlanır. Akşamdan bir kap süt, açık havaya bırakılır ve içine düşen çiğ taneleriyle yoğurdun mayalanması beklenir. Yoğurdun, dışarıdan maya eklenmeden tutması, o yılın mucizelerle dolu geçeceğinin işaretidir.

Ateşten Atlama ve Arınma
Bitkiler, sadece canlı hâlde değil, kuruyken de ritüelin parçası olur. Kuru dallarla yakılan Hıdırellez ateşinin üzerinden atlamanın, ruhun ve bedenin kötülüklerden, hastalıklardan arınmasını sağlayacağına inanılır.

Hıdırellez, sadece takvimdeki bir gün değil; toprağın uyanışını, suyun canlanışını ve insanın umuda olan bitmek bilmeyen ihtiyacını temsil eden bir semboldür. Dilek dilerken doğaya zarar vermemek, bu geleneğin ruhuna uygundur. Ritüellerde esas olan; "Niyet" ve "Doğaya Saygı"dır. Ana mesaj ise, insana ve insanlığa yöneliktir.

"Doğa uyanıyorsa, umutlarımız da uyanabilir!"

Belgin Kanoğlu
NGBB Üretim Sorumlusu